Üye Röportajları

Dr. Mevlüt Büyükhelvacıgil Röportajı

Sizce aile şirketlerinin gelecek nesillere aktarılmasını sağlamakta en önemli konu nedir?

Dünya ve Türkiye ekonomisinin yaklaşık %90’ını oluşturan aile şirketleri genellikle 1-2 nesil sonra dağılma tehlikesi ile karşı karşıya geliyor. Dünya çapında yapılan araştırmalara göre aile şirketlerinin sadece %3’ü 4. nesile ulaşabiliyor. Ekonomi için büyük bir risk oluşturan bu duruma etki eden pek çok faktör bulunuyor. Yönetim faaliyetleri ve yetkileri aile bireylerinde toplanan, klasik yöntemlerle idare edilen, kurumsallaşamayan, eski ve yeni kuşakları arasında görüş ayrılıkları bulunan, kendi içinde çatışma yaşayan aile şirketleri, değişim sürecinin getirdiği yenilik ve gelişmelere uyum gösteremeyerek dağılma noktasına geliyor. Kuşaklar arası yönetim değişiklikleri 25-30 yıllık bir zaman dilimini içerdiği için, eski ve yeni yöneticiler arasında görüş ayrılıkları bulunabiliyor. Değişim sürecinin getireceği yeniliklere ve gelişmelere uyum gösteremeyen, dönüşüm olgusunu gerçekleştiremeyen işletmelerin başarılı olması ve rekabet edebilmesi mümkün olamıyor. Profesyonel kadrolar da kurumsallaşamayan aile şirketlerinde görev almaktan kaçınıyor. Aile şirketleri bu tehlikeye karşı “aile anayasası” oluşturarak önlem alabiliyor. Aile anayasasını ailelerin emniyet kemeri olarak tanımlayabiliriz. Şirketin geleceğini şansa bırakmayan, şirketlere özel hazırlanan yazılı kurallar bütünü olan “aile anayasası” aile kültürünün korunarak, şirketin kurumsallaşmasına, yeni ürünler ve hizmetler geliştirerek geleceğe emin adımlarla ilerlemesine destek sağlamaktadır.

1) Şirketin geleceğini şansa bırakmaz.

2) Şirketin kurumsallaşması için önemli bir adımdır. Kurumsallaşmış, doğru yönetilen bir şirkette gelecek için doğru stratejiler üretilir.

3) Şirket yönetimi kişilere bağlı değil, kurallara bağlı olur. Şirkette kendini daima yeniler, sürekli inovasyon sistematiği oluşturulur.

4) Şirket prensiplerinin hissedarlar için bağlayıcı olmasını sağlar.

5) Aile üyelerinin de profesyonel bir kariyer süreci yaşamasını savunur. Aile şirketlerinde profesyonel olarak çalışan aile üyelerinin çalışma şekillerini belirler. Aile bireylerinin olası zaaflarının şirkete yansımasını engeller.

6) Genellikle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan yeni nesillerin iyi yönetim için çıkmaları gereken basamakları belirler.

7) Nepotizm (akraba kayırmacılığı) önlenir.

8) Ailevi bağlardan doğan hissedarların şirketin yüksek çıkarlarının önüne geçmesi engellenir. Anayasa ile aile üyelerinin mülkiyet esasları belirlenir ve olası çatışmalar önlenir.

9) Yeni neslin kural ve prensiplerinin planlanmasında aile değerlerinden kopmamayı sağlar.

10) Yöneticilerin zamanı gelince görevlerini memnun ve güvenle gelecek kuşaklara devredebilmesini sağlar.

Dikkat çekmek istediğim bir diğer konu ise; kuşak çatışmaları…

Her kuşağın yaşadığı zaman dilimine özgü öncelikleri, beklentileri, inançları var. Bunlara çalışma tarzlarını biçimlendiren kendilerine has deneyimler de eklendiğinde, kişilikler iyice belirginleşiyor. Ne var ki, farklılıklar bunlarla da kalmıyor. Akıp giden zaman içinde birbirine eklemlenen ve özellikle köklü aile işletmelerinin varlık nedeni haline gelen yeni kuşaklar, belirgin zihniyet ve davranış kodu farklılıklarıyla aramıza katıldıkça, işletmeye güç katması gereken aile bağları birincil sorun kaynağı haline de gelebiliyor. Böyle zamanlarda içinde bulunduğumuz durumu doğru tahlil etmeli ve geleceği ancak canımızdan çok sevdiğimiz sonraki nesillerle el ele ve birlikte inşa edebileceğimizi kabullenmemiz gerekiyor.

Şirketinizde sürdürülebilirlik ile ilgili ne gibi çalışmalar yapılmıştır ve sonuçları sizi nasıl etkiledi?

Bir şirketin sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmaları inovatif katma değerli ürün veya hizmet, ihracat ve iyi finans yönetimi ile hayat bulur.

Kurulduğumuz günden itibaren küresel ölçekli markalar geliştirmeyi hedefledik. Bunun için de inovasyonla fark yaratmaya odaklandık. Dünyada daha önce yapılmamış iş alanlarına odaklanarak alanında ilk ve tek olan ürün gruplarını sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. Örneğin Zade Vital ürünlerimiz alanında dünyanın en zengin ürün çeşitliliğine sahip ürün grubunu oluşturuyor.  Bugün ürünlerimizi 5 kıtada, 72 ülkeye gönderiyor ve küresel markalar hedefimizde büyük bir yol kat etmekten ülkemiz adına gurur duyuyoruz.

Ülkemizin bitki zenginliğini, insanlara sağlık desteği sağlayan, katma değeri yüksek ürünler haline getirme hedefiyle 2000’li yıllardan itibaren çalışıyoruz.

2015 yılında Zade Vital İlaç Üretim Tesisleri’ni faaliyete sokarak, Avrupa’nın en büyük GMP standartlarında üretim yapan yumuşak kapsül üretim tesisini ülkemize kazandırdık. Şu anda iki ayrı Ar-Ge merkezimizde yeni ürün çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Selçuk Üniversitesi ve Ege Üniversitesi ile birlikte geliştirdiğimiz Doğal Ürünler Araştırma Uygulama Merkezimiz DÜAMER bünyesinde, ülkemizde yetişen endemik bitkileri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürme hedefiyle çalışıyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 200. Ar-Ge Merkezi olarak belgelendirilen Zade & Zade Vital İbn-i Sina Ar-Ge Merkezi’miz doğal sağlık ürünleri alanında Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezi konumunda bulunuyor.

Helvacızade Grubu’nun sağlık alanındaki yatırımı, Türkiye’nin ilk sağlıklı yaşam markası Zade Vital grubun sürdürülebilirlik stratejisinin önemli bir parçasıdır.

Zade Vital ürün Ar-Ge çalışmalarının başlangıcında şu amaçları tanımlamıştık:

• Toplumumuzda hızla artmakta olan sağlıklı yaşam hedefine, ülkemizin bitki zenginliğini ve potansiyelini değerlendirerek katkı sağlamak.

• Yanlış beslenmeden kaynaklanan sağlık sorunlarının önlenmesinde ve ülkemizde tedavi maliyetlerinin azaltılmasına destek olmak.

• Endemik bitkilerimizin tespitine, korunmasına ve tıbbi açıdan potansiyellerinin anlaşılmasına destek sağlayarak geleceğe aktarmak.

• Sağlıklı bir yaşamın sürdürülebilmesi için yüzyıllardır kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin güvenilir eczane raflarında yer almasını, eczacılar ve doktorlar tarafından tavsiye edilmesini sağlamak.

Zade Vital ile ülkemizin bitki zenginliği ve potansiyeli, belirli formlarda standardize edilmiş, yüksek hijyenik koşullarda üretilerek toplum sağlığına ve ekonomiye kazandırdık.  Ayrıca yemeklik bitkisel sıvı yağ üretimi yaptığımız Zade Tesisleri'nde gerçekleştirilen rafinasyon işlemi sırasında oluşan yan ürünler Ar-Ge çalışmaları ve projelerinin sonucunda atık olmaktan çıkartılarak katma değeri yüksek ürünler haline dönüştürülüyor. Zade Tesisleri Türkiye’de tüm sektörlerde ilk kez ÇED raporu ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistem Sertifikası alarak çevre bilincini de belgelendirmiş oldu.

TAİDER üyeliğinin şahsınıza, ailenize ve şirketinize katkıları neler oldu? Kısaca bizimle paylaşır mısınız?

Ülke ekonomimizin belkemiğini oluşturan aile şirketlerimiz benzer problemler ve deneyimler yaşıyor. Aile şirketlerinin arasında oluşturulan bir paylaşım platformu, gerçek hayattan yaşanan örnekler ve çözüm yöntemlerini ortaya koyarak çözüm oluşturmaya büyük destek sağlıyor. Aile fertlerinin birbirlerine söyleyemedikleri konular bu paylaşım ortamlarında gündeme geliyor ve aile şirketlerinin kendi içlerine bakmalarına ve aksiyon almalarına yardımcı oluyor. Bu bağlamda TAİDER’in gerçekleştirdiği çalışmayı çok kıymetli buluyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.


20 Temmuz 2017 Perşembe

Yaklaşan Etkinlikler

Aile Şirketlerinde Dijitalleşme: Dijital Dönüşüm Ne Demek?

25 Eylül 2017 Pazartesi

TOBB Üniversitesi Söğütözü, Ankara

AİLELER BULUŞMASI İSTANBUL

08 Ekim 2017 Pazar

Sait Halim Paşa Yalısı, İstanbul

Yeniden Başlamak Sağlam Adımlar Atmak

14 Ekim 2017 Cumartesi

Movenpick Otel - İzmir

AİLELER BULUŞMASI, İZMİR

22 Ekim 2017 Pazar

İzmir

TAİDER 5. Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi

03 Kasım 2017 Cuma

İstanbul

Uluslararası FBN 28. Dünya Zirvesi

08 Kasım 2017 Çarşamba

Kanarya Adaları, İspanya

Perdeden Hayata Buluşması, Bursa

29 Kasım 2017 Çarşamba

Bursa

Aile Şirketlerinde Yönetim Kurulu Dinamikleri

13 Aralık 2017 Çarşamba

Bursa

AİLELER BULUŞMASI, İSTANBUL

17 Aralık 2017 Pazar

İstanbul

Direktörler Toplantısı

24 Ocak 2018 Çarşamba

Belçika

Kurumsal Üyelerimiz

YUKARI ÇIK